26.03.2024

18 Mart 2024 Tarihli E-Bülten Güncel Yargı Kararları

  • CEZA MUHAKEMESİ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN İLE DÜZENLENEN KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU’NA İLİŞKİN DEĞİŞİKLER
  • MİLLETLERARASI TAHKİM ÜCRET TARİFESİ HAKKINDA TEBLİĞ
  • Ücret Tablosu
  • ANLAŞMAZLIK KONUSU DEĞER              TEK HAKEM ÜCRETİ    3 VEYA DAHA FAZLA SAYIDA HAKEM ÜCRETİ
  •  Anayasa Mahkemesi Kararı: 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun Yıllık Ücretli İzne İlişkin Hükmünün Anayasa’ya Aykırılığı Sebebiyle İptali Talebi
  •  8. Yargı paketi olarak da anılan 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun’una İlişkin Değişiklikler
  •  Bal Üretici/ Tedarikçisi Hakkında 4045 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. Madde İhlali Kararı ve İdari Para Cezası Uygulanması

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN İLE DÜZENLENEN KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU’NA İLİŞKİN DEĞİŞİKLER

8. Yargı paketi olarak da anılan 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 12.03.2024 tarihli 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.Söz konusu kanun ile KVKK kapsamında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bunlar ;

-MADDE 6 : Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları 

Bu maddenin 2. fıkrası kaldırılmış ve 3. fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi;

a) İlgili kişinin açık rızasının olması,

b) Kanunlarda açıkça öngörülmesi,

c) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması,

ç) İlgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması,

d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması,

e) Sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması,

f) İstihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması,

g) Siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumların, tâbi oldukları mevzuata ve amaçlarına uygun olmak, faaliyet alanlarıyla sınırlı olmak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla; mevcut veya eski üyelerine ve mensuplarına veyahut bu kuruluş ve oluşumlarla düzenli olarak temasta olan kişilere yönelik olması, halinde mümkündür.”

 

- MADDE 9 : Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması 

Değiştirilen madde ile kişisel verilerin yurt dışına aktarımı konusunda yeni sistemler getirilmiştir. Standart Sözleşmelerin imzalanmasını takip eden 5 iş günü içerisinde Kurum’a bildirilme yükümlülüğü getirilmesi ve yurt dışı aktarımının sağlanmasının Kurul’un iznine bağlanmış olması getirilen yeniliklerdendir. Madde aşağıda belirtilen şekliyle değiştirilmiştir.

1.Kişisel veriler, 5.ve 6.maddelerde belirtilen şartlardan birinin varlığı ve aktarımın yapılacağı ülke, ülke içerisindeki sektörler veya uluslararası kuruluşlar hakkında yeterlilik kararı bulunması halinde, veri sorumluları ve veri işleyenler tarafından yurt dışına aktarılabilir.

2.Yeterlilik kararı, Kurul tarafından verilir ve Resmî Gazete ’de yayımlanır. Kurul, ihtiyaç duyması halinde ilgili kurum ve kuruluşların görüşünü alır. Yeterlilik kararı, en geç dört yılda bir değerlendirilir. Kurul, değerlendirme sonucunda veya gerekli gördüğü diğer hallerde, yeterlilik kararını ileriye etkili olmak üzere değiştirebilir, askıya alabilir veya kaldırabilir.

3.Yeterlilik kararı verilirken öncelikle aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

a) Kişisel verilerin aktarılacağı ülke, ülke içerisindeki sektörler veya uluslararası kuruluşlar ile Türkiye arasında kişisel veri aktarımına ilişkin karşılıklılık durumu.

b) Kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin ilgili mevzuatı ve uygulaması ile kişisel verilerin aktarılacağı uluslararası kuruluşun tâbi olduğu kurallar.

c) Kişisel verilerin aktarılacağı ülkede veya uluslararası kuruluşun tâbi olduğu bağımsız ve etkin bir veri koruma kurumunun varlığı ile idari ve adli başvuru yollarının bulunması.

ç) Kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin veya uluslararası kuruluşun, kişisel verilerin korunmasıyla ilgili uluslararası sözleşmelere taraf veya uluslararası kuruluşlara üye olma durumu.

d) Kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin veya uluslararası kuruluşun, Türkiye’nin üye olduğu küresel veya bölgesel kuruluşlara üye olma durumu.

e) Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler.

4.Kişisel veriler, yeterlilik kararının bulunmaması durumunda, 5. ve 6.maddelerde belirtilen şartlardan birinin varlığı, ilgili kişinin aktarımın yapılacağı ülkede de haklarını kullanma ve etkili kanun yollarına başvurma imkânının bulunması kaydıyla, aşağıda belirtilen uygun güvencelerden birinin taraflarca sağlanması halinde veri sorumluları ve veri işleyenler tarafından yurt dışına aktarılabilir.

a) Yurt dışındaki kamu kurum ve kuruluşları veya uluslararası kuruluşlar ile Türkiye’deki kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında yapılan uluslararası sözleşme niteliğinde olmayan anlaşmanın varlığı ve Kurul tarafından aktarıma izin verilmesi.

b) Ortak ekonomik faaliyette bulunan teşebbüs grubu bünyesindeki şirketlerin uymakla yükümlü oldukları, kişisel verilerin korunmasına ilişkin hükümler ihtiva eden ve Kurul tarafından onaylanan bağlayıcı şirket kurallarının varlığı.

c) Kurul tarafından ilan edilen, veri kategorileri, veri aktarımının amaçları, alıcı ve alıcı grupları, veri alıcısı tarafından alınacak teknik ve idari tedbirler, özel nitelikli kişisel veriler için alınan ek önlemler gibi hususları ihtiva eden standart sözleşmenin varlığı.

ç) Yeterli korumayı sağlayacak hükümlerin yer aldığı yazılı bir taahhütnamenin varlığı ve Kurul tarafından aktarıma izin verilmesi.

5.Standart sözleşme, imzalanmasından itibaren beş iş günü içinde veri sorumlusu veya veri işleyen tarafından Kurum’a bildirilmelidir. 

6.Veri sorumluları ve veri işleyenler, yeterlilik kararının bulunmaması ve dördüncü fıkrada öngörülen uygun güvencelerden herhangi birinin sağlanamaması durumunda, arızi olmak kaydıyla sadece aşağıdaki hallerden birinin varlığı halinde yurt dışına kişisel veri aktarabilir:

a) İlgili kişinin, muhtemel riskler hakkında bilgilendirilmesi kaydıyla, aktarıma açık rıza vermesi.

b) Aktarımın, ilgili kişi ile veri sorumlusu arasındaki bir sözleşmenin ifası veya ilgili kişinin talebi üzerine alınan sözleşme öncesi tedbirlerin uygulanması için zorunlu olması.

c) Aktarımın, ilgili kişi yararına veri sorumlusu ve diğer bir gerçek veya tüzel kişi arasında yapılacak bir sözleşmenin kurulması veya ifası için zorunlu olması.

ç) Aktarımın üstün bir kamu yararı için zorunlu olması.

d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için kişisel verilerin aktarılmasının zorunlu olması.

e) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için kişisel verilerin aktarılmasının zorunlu olması.

f) Kamuya veya meşru menfaati bulunan kişilere açık olan bir sicilden, ilgili mevzuatta sicile erişmek için gereken şartların sağlanması ve meşru menfaati olan kişinin talep etmesi kaydıyla aktarım yapılması.

7.Altıncı fıkranın (a), (b) ve (c) bentleri, kamu kurum ve kuruluşlarının kamu hukukuna tâbi faaliyetlerine uygulanmaz.

8.Veri sorumlusu ve veri işleyenler tarafından, yurt dışına aktarılan kişisel verilerin sonraki aktarımları ve uluslararası kuruluşlara aktarımlar bakımından da bu Kanunda yer alan güvenceler sağlanır ve bu madde hükümleri uygulanır.

9.Kişisel veriler, uluslararası sözleşme hükümleri saklı kalmak üzere, Türkiye’nin veya ilgili kişinin menfaatinin ciddi bir şekilde zarar göreceği durumlarda, ancak ilgili kamu kurum veya kuruluşunun görüşü alınarak Kurulun izniyle yurt dışına aktarılabilir.

10.Kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.

 

-GEÇİCİ MADDE 3 : Yürürlük Tarihleri ve İdari Para Cezası

Eklenen geçici madde 3 ile 9. Maddenin değiştirilmeden önceki 1. Fıkrası, maddenin yürürlüğe giren değişik haliyle birlikte 1 Eylül 2024 tarihine kadar uygulanmaya devam edeceği belirtilmiştir.

Geçici madde 3’ün 2. fıkrasında 1 Haziran 2024 tarihi itibariyle sulh ceza hâkimliklerinde görülmekte olan başvuruların görülmeye devam olunacağı belirtilmiştir.

Kanun’un 18. maddesi 1. fıkrasına  “9. Maddenin 5. Fıkrasında öngörülen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 50.000 Türk Lirasından 1.000.000 Türk Lirasına kadar, “ bendi eklenerek süresinde Kurul’a bildirilmeyen sözleşmeler için idari para cezası getirilmiştir. 

Eklenen bende göre 2. fıkra teselsül ettirilmiştir. 2. fıkra “ 1. Fıkranın (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinde öngörülen idari para cezaları veri sorumlusu, (d) bendinde öngörülen idari para cezası veri sorumlusu veya veri işleyen gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında uygulanır.”  

Yine kurulca verilen idari para cezalarına karşı, idare mahkemelerinde dava açılabilmektedir.

Sonuç olarak uzun süreden beri gündemde olan KVKK hakkında beklenen değişiklikler gerçekleştirilmiş, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü(GVKT) ile uyumlu olacak düzenlemeler getirilmiştir.

Link ; https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/03/20240312-1.htm

 

MİLLETLERARASI TAHKİM ÜCRET TARİFESİ HAKKINDA TEBLİĞ

Tebliğ 07.03.2024 tarihli 32482 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Tebliğ ile, Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca hazırlanmıştır. Söz konusu değişiklikler, tahkim anlaşmasında hakem ve hakem kurulu ücretleri ile ilgilidir. Tebliğ’de uygulanacak ücretler tablo şeklinde verilmiştir. Ayrıca sadece anlaşma olduğu halde uygulanacak hakem ücretleri değil feragat veya sulh sonuçlarında da ücretler kararlaştırılmıştır. 

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca, taraflarla hakem veya hakem kurulu arasında ücretin belirlenmesi konusunda anlaşmaya varılamaz veya tahkim anlaşmasında ücretin belirlenmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmazsa ya da taraflarca bu konuda yerleşmiş milletlerarası kurallara veya kurumsal tahkim kurallarına yollama yapılmamış olduğu durumlarda hakem veya hakem kurulunun alacağı ücret hakkında yayımlanan tebliğ hükümleri uygulanacaktır. 

Söz konusu Tebliğ’in 1. madde 2. fıkrasında ise Tebliğ hükümlerinin uygulanmayacağı durumlar sayılmıştır. Bunlar; 

-Hakemlerden birinin, Tebliğ’de düzenlenmeyen herhangi bir nedenle görevinin sona ermesi işe hukuki veya fiili sebeplerle görevini zamanında yerine getirememesi nedeniyle çekilmesi veya tarafların bu yönde anlaşmaları

-Hakemlik yetkisinin sona ermesi durumu

-Konusu para ile değerlendirilemeyen işlerdir.

Tebliğ’de yazılı hakem ücreti, tahkim davasının açıldığı tarihten itibaren nihai hakem kararı verilinceye kadar yapılan dava ve işlerin karşılığı olduğu belirlenmiştir. Tebliğe göre ücret, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tebliğe göre belirlenmektedir.

Tebliğ’de bir diğer öne çıkan madde ise davanın konusuz kalması, feragat ve sulh durumlarında ücretin ne şekilde hükmolunacağı ile ilgilidir. 5. maddeye göre; anlaşmazlığın, davanın konusuz kalması, feragat veya sulh nedeniyle, hakem veya hakem kurulunca taraflara delillerin sunulması hususunda Milletlerarası Tahkim Kanununun 12. maddesi 1. fıkrası (b) bendi uyarınca süre verilmesinden önce sona ermesi halinde ücret tablosunda belirlenen ücretin yarısına, süre verilmesinden sonra sona ermesi halinde ise tabloda belirlenen ücretin tamamına hükmolunacağı kararlaştırılmıştır.

Ücret Tablosu

ANLAŞMAZLIK KONUSU DEĞER              TEK HAKEM ÜCRETİ    3 VEYA DAHA FAZLA SAYIDA HAKEM ÜCRETİ


İlk gelen 500.000,00 TL için                               %5                                                   %8

Sonra gelen 500.000,00 TL için                          %4                                                   %7

Sonra gelen 1.000.000,00 TL için                       %3                                                   %6

Sonra gelen 3.000.000,00 TL için                      %2                                                      %4

Sonra gelen 5.000.000,00 TL için                      %1                                                      %2

10.000.000,00 TL'den yukarısı için                    %0,1                                                    %0,2

 

Tebliğ’in yürürlük tarihi 15.03.2024 olarak belirlenmiştir.

Söz konusu Tebliğ ile; 32129 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milletlerarası Tahkim Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.

Tebliğ Linki: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/03/20240307-5.htm

 

Anayasa Mahkemesi Kararı: 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun Yıllık Ücretli İzne İlişkin Hükmünün Anayasa’ya Aykırılığı Sebebiyle İptali Talebi

Anayasa Mahkemesi 2022/154 sayılı Esas, 2024/33 sayılı Karar ve 1.2.2024 tarihli kararında iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 40. maddesinin 7. fıkrasının, Anayasa’nın 50. Maddesine aykırı görülerek iptali istemine ilişkindir.

Kanun’un itiraz konusu kuralın yer aldığı kanun hükmü;

Madde 40 – Aynı işveren emrinde veya aynı gemide bir takvim yılı içinde bir veya birkaç hizmet akdine dayanarak en az altı ay çalışmış olan gemi adamı, yıllık ücretli izine hak kazanır.

İzin süresi, altı aydan bir yıla kadar hizmeti olan gemi adamları için 15 günden ve bir yıl ve daha fazla hizmeti olanlar için yılda bir aydan az olamaz.

İzin işverenin uygun göreceği bir zamanda kullanılır. Bu haktan feragat edilemez.

Bir aylık izin, tarafların rızasıyla aynı yıl içinde kullanılmak suretiyle ikiye bölünebilir. 

Gemi adamı, yıllık ücretli iznini yabancı bir memleket limanında veya hizmet akdinin yapılmış bulunduğu mahalden gayri bir yerde kullanmaya zorlanamaz. 

Gemi adamı, dilerse, işveren veya işveren vekilinden ücretli izne ilişkin olarak 7 güne kadar ücretsiz yol izni de isteyebilir.

Gemi adamının hak ettiği yıllık ücretli izni kullanmadan hizmet akdi 14 üncü maddenin II, III ve IV üncü bentlerine göre bozulursa, işveren veya işveren vekili izin süresine ait ücreti, gemi adamına ödemek zorundadır.

Söz konusu Kanun’un 14. maddesi;

Süresi belirli olan veya olmayan yahut da sefer üzerine yapılan hizmet akdi:

1.İşveren veya işveren vekili tarafından: 

 a) Gemi adamının herhangi bir limanda geminin hareketinden önce gemiye dönerek hizmete girmemesi veya gemiye hiç dönmemesi, 

b) Gemi adamının gemide hizmet görmesinin tutukluluk, hapis veya gemide çalışmaktan menolunması gibi sebeplerle imkânsız bir hal alması, 

c) Gemi adamının işveren veya işveren vekiline karşı, kanuna, hizmet akitlerine sair iş ve çalışma şartlarına aykırı hareket etmesi,

 ç) Gemi adamının işveren veya işveren vekiline karşı denizcilik kural ve teamüllerine veya ahlak ve adaba aykırı hareket etmesi, 

2.Gemi adamı tarafından: 

a) Ücretin kanun hükümleri veya hizmet akdi gereğince ödenmemesi, 

b) İşveren veya işveren vekilinin gemi adamına karşı, kanuna, hizmet akitlerine veya sair iş şartlarına aykırı hareket etmesi, 

c) İşveren veya işveren vekilinin gemi adamına karşı denizcilik kural ve teamüllerine veya ahlak ve adaba aykırı hareket etmesi, 

3. İşveren, işveren vekili veya gemi adamı tarafından: 

a) Geminin herhangi bir sebeple 30 günden fazla bir süre seferden kaldırılması,

b) Gemi adamının herhangi bir sebeple sürekli olarak gemide çalışmasına engel bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi,

 Hallerinde feshedilebilir. 

4.Geminin kayba uğraması, terk edilmesi veya harp ganimeti ilan edilmesi veyahut Türk Bayrağından ayrılması hallerinde ise hizmet akdi kendiliğinden bozulur.

Özetle; ücretli yıllık iznin kullanılması durumunda sözleşmenin sona ermesi ardından kullanılmayan izne ilişkin ücretin talep edilmesinin genel olarak mümkün olması, bu nedenle yıllık iznin kullanılmamış olmasının dinlenme hakkına ilişkin anayasal güvenceyi ortadan kaldırmayacağı, buna karşın kullanılmayan yıllık izne karşılık gelen ücretin itiraz konusu kural uyarınca bazı hallerde ödenmemesinin Anayasa’nın 50. Maddesi ile “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.” Şeklinde güvence altına alınan dinlenme hakkına aykırı olması ileri sürülmüştür. 

Anayasa’nın 50. Maddesinin 4. Fıkrasında “Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” Denilerek yıllık izin hakkına ilişkin şartların düzenlenmesinde kanun koyucuya takdir yetkisi tanınmaktadır. Bununla birlikte kanun koyucunun yapacağı düzenlemelerin dinlenme hakkına ilişkin devletin pozitif yükümlülükleri ile çelişmemesi gerekmektedir.

İptali istenen kuralda gemi adamının hak ettiği ücretli yıllık izni kullanmadan önce hizmet sözleşmesinin yine aynı Kanunun 14. Maddesi 1. Fıkrasına göre feshedilmesi halinde kullandığı izne ilişkin ücreti talep edemeyeceği öngörülmüştür.

Gemi adamının yukarıda belirtilen sebeplere bağlı olarak feshedilmesi durumunda kullanmadığı yıllık izne ilişkin ücreti talep edememesi dinlenme hakkı kapsamında bulunan ücretli yıllık izin hakkının işlevini tamamen yitirmesine neden olabilecek niteliktedir. Açıklanan nedenler sebebiyle kural, Anayasa’nın 50. Maddesine aykırı görülüp iptaline karar verilmiştir. 

Yukarıda açıklanan Anayasa Mahkemesi Kararı, gemi adamlarının işçi alacakları ile ilgili vermiş olduğu bir karardır. Deniz İş Kanun’unu 40. Maddede düzenlenen ücretli iznin hak edilmiş olmasına rağmen yine aynı kanunda yazılmış fesih sebepleri neticesinde bozulmasından dolayı kullanılamamasına ilişkindir. Anayasa maddelerinde ise dinlenme hakkı dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez temel bir hak olarak düzenlenmiştir. Ancak karara söz konusu olmuş Deniz İş Kanunu’nu maddesinde ise bu temel hakka açıkça ters düşmüştür. Gemi adamlarının fesih sebebi ne olmuş olursa olsun, 14. Maddede belirlenen sebepler dahil, kazanılmış bir hakkın kullandırılmaması Anayasa hükümlerine açık ayrılık teşkil etmektedir. Kazanılmış hak,  yürürlükte bulunan hukuka göre bireyler lehine oluşan haklar ya da hukukî durumlardır. Tüm bu açıklanan sebepler neticesinde Deniz İş Kanun’unun 40. Maddesinin ücretlerin ödenmemesine ilişkin maddesi AYM kararı ile iptal olunmuştur.

Söz konusu karar 14.03.2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren altı ay sonra yürürlüğe girecektir.

Karar linki; https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/03/20240314-9.pdf

8. Yargı paketi olarak da anılan 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun’una İlişkin Değişiklikler

12.03.2024 tarihli 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas Kanun’unun;

Müddetlerin başlaması ve bitmesinin düzenlendiği 19. maddesi 

“Gün olarak tayin olunan müddetlerde ilk gün hesaba katılmaz.

Ay veya sene olarak tayin olunan müddetler ayın veya senenin kaçıncı günü işlemeye başlamış ise biteceği ay veya senenin aynı gününde ve müddetin biteceği ayın sonunda böyle bir gün yoksa ayın son gününde biter. 

Bir müddetin sonuncu günü resmi bir tatil gününe rastlarsa, müddet tatili takibeden günde biter.

Müddet, son günün tatil saatinde bitmiş sayılır” şeklindeydi. 

Değişiklik ile 19. maddenin 2. fıkrasına “Müddet, hafta olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde biter.” cümlesi eklenmiştir.

 -7499 sayılı Kanun, Geçici Madde 1: 2004 sayılı Kanunda itiraz yolu ile istinaf ve temyiz kanun yollarına başvuru süreleri ve bu sürelerin tebliğ veya ilandan itibaren başlamasına ilişkin yapılan değişiklikler, 1.6.2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında bu Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.” hükmolunmuştur. 

Bir diğer önemli değişiklik ise birçok maddedeki istinaf ve temyiz yoluna başvurabilme süresi ile ilgilidir. Süreler on günden iki haftaya çıkarılmıştır. Bu maddeler;

-Kanun yollarına başvurmanın düzenlendiği 164. maddesi. Söz konusu süre on gün iken yeni düzenleme ile iki haftaya çıkarılmıştır. Böylelikle madde 164 “Ticaret mahkemesince verilen nihaî kararlar, 160.maddenin son fıkrasına göre alınan masraftan karşılanmak suretiyle mahkemece re’sen taraflara tebliğ olunur. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır…” 

-İflasın kaldırılması başlıklı 182. maddesi 2. fıkrası “…İflâsın kaldırılmasına, alacak hakkındaki taleplerin kaydı için muayyen müddetin bitmesinden iflâsın kapanmasına kadar karar verilir. İflâsın kaldırılması hakkında verilen hükme karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır…”

-Nihai rapor ve kapanma kararı başlıklı 254. madde 3. Fıkrası “…İflâsın kapanması hakkında verilen hükme karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır.”

-Kanun yollarının düzenlendiği 293. madde “…Kesin mühlet talebinin değerlendirilmesi sonucunda, hakkında iflâs kararı verilmeyen borçlunun konkordato talebinin reddine karar verilirse, borçlu veya varsa konkordato talep eden alacaklı bu kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir. Bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak mühlet kararı verildiği hâllerde dosya, komiserin görevlendirilmesi de dâhil olmak üzere müteakip işlemlerin yürütülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilir.”

-Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsı başlıklı 308/a maddesi “…Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır.”

-Konkordatonun kısmen feshinin düzenlendiği 308/e maddesi “…Fesih talebi üzerine verilecek hükmün tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.”

-Başvurunun mahkemece incelenmesi ve kanun yolları ile ilgili 309/p maddesi “…Tasdik veya ret kararına karşı borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar; tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurabilir.”

Aynı madde ile ilgili bir diğer değişiklik ise önceden yalnız temyiz maktu harca tabi iken istinafın da maktu harca tabi tutulması olmuştur.

-İstinaf yoluna başvurmayı düzenleyen 320. madde

-Yine istinaf yoluna başvurma ve incelemeyi düzenleyen 363. madde

İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı itiraz süresi, tebliğ tarihinden itibaren on gün iken iki hafta olarak değiştirilmiştir.

Temyiz yoluna başvurma ve inceleme ile ilgili değişiklikten önce belirli bir süre öngörülmemişken yapılan düzenleme ile iki haftalık süre öngörülmüştür. “…Birinci fıkrada belirtilen kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz yoluna başvurma ve incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu durumda da 363 üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri uygulanır.”

Tüm bu sayılan değişikliklerin yürürlüğe giriş tarihi 01.06.2024 olarak belirlenmiştir.

Link: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/03/20240312-1.htm

 

Bal Üretici/ Tedarikçisi Hakkında 4045 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. Madde İhlali Kararı ve İdari Para Cezası Uygulanması

 

Hızlı tüketim malları sektöründe, bal üreticisi/tedarikçisi markası olarak faaliyet gösteren A.Ş hakkında rekabete duyarlı bilgi değişimi yoluyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği iddiasına yönelik olarak yürütülen soruşturma tamamlanmıştır.

Bal ve diğer çeşitli arı ürünleri, gerek tüketim alanları bakımından gerekse toplumsal alışkanlıklar bakımından ciddi bir tüketim alışkanlığına sahip olunan ürün grubudur. İçerdikleri vitaminlerden, minerallerden ve enzimlerden dolayı söz konusu ürünlerin antibakteriyel, antimikrobiyal, antiviral ve antiparaziter işlevleri bulunmaktadır. Bu çerçevede, sağlıklı yaşam kavramı ile birlikte tüketicilerin, vücudun ihtiyacı olan enerji ve besin öğelerinin doğal kaynaklardan sağlama eğilimi arıcılık faaliyetlerinin önem kazanmasında ve artmasında büyük rol oynamaktadır.

Bal hakkındaki yasal düzenlemeler 27.07.2012 tarihli ve 28366 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’nde (2012/58 sayılı Tebliğ) yer almaktadır. Bu Tebliğ’e göre bal; “bitki nektarlarının, bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının bal arısı tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırdığı doğal ürün” olarak tarif edilmektedir. Yine aynı Tebliğ’de ballar sınıflandırılarak çeşitli kategorilere ayrılmaktadır. Bu kapsamda balın kaynağına göre yapılan sınıflandırma çerçevesinde “çiçek balı” ya da “nektar bal”, bitki nektarından elde edilen bal; “salgı balı” ise bitkilerin canlı kısımlarının salgılarından veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin - Hemiptera- salgılarından elde edilen baldır.

4045 sayılı Kanun’un 4. maddesi Bakımından Değerlendirme

Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. Maddesi kapsamında bir ihlalden söz edilebilmesi için belirli kriterlerden bahsetmek gerekir. Bu kriterler;

-Teşebbüsler arası bir anlaşma                       

-Teşebbüsler arası uyumlu eylem

-Teşebbüs birliği kararı.

4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi, teşebbüsler arasında rekabeti engelleme, kısıtlama ya da bozma amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran tüm anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliklerini ve bu etkiyi doğurabilecek tüm muhtemel kararları mutlak suretle yasaklamaktadır. Rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar 4. Maddede sayılanlar ile sınırlı olmayıp genişletilebilmektedir.

4. madde kapsamında bir ihlalin meydana gelmesi için rekabeti kısıtlama amacı ya da fiili veya potansiyel rekabeti kısıtlama etkisi söz konusu olmalı veyahut bu amacı taşıması gerekmektedir.

Amaç bakımından rekabeti kısıtlayan anlaşmalar rekabet otoriteleri tarafından tespit edilmesi halinde ayrıca bir etki değerlendirmesine gerek kalmaksızın ihlal sonucuna ulaşılabilmektedir.

16.03.2021 tarihli Resmi

Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “2021/2 sayılı Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasına Yönelik Ön araştırmalarda ve Soruşturmalarda Sunulacak Taahhütlere İlişkin Tebliğ” (2021/2 sayılı Tebliğ) ve “2021/3 sayılı Rekabeti Kayda Değer Ölçüde Kısıtlamayan Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Teşebbüs Birliği Karar ve Eylemlerine İlişkin Tebliğ” (2021/3 sayılı Tebliğ) ile anılan müesseselerin uygulanma usul ve esasları belirlenmiştir. Buna göre ihlal konusunu oluşturan davranışın açık ve ağır ihlal48 olması durumunda, söz konusu ihlal anılan tebliğlerin kapsamı dışında tutulmaktadır. Açık ve ağır ihlalleri oluşturan davranışlar ilgili tebliğlerde sayılmış olup YSFB’ye tekabül eden “üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüsler arası ilişkide alıcının sabit veya asgari satış fiyatının belirlenmesi” durumu açık ve ağır ihlallerden biri olarak belirtilmiştir. 

Yukarıda açıklanan nedenler eşliğinde 4. Maddeyi ihlal ettiği ileri sürülen bal üreticisinin; teşebbüs içi yazışmaları veya perakendecilerle olan iletişimlerinde raf fiyatlarına müdahale ettiğini gösterir bulgulara rastlandığı, tavsiye edilen raf fiyatlarının sabit fiyata dönüşmesi yönünde teşebbüsün çabasını gösterir bulguların bulunduğu ve bununla birlikte teşebbüs alıcılarının yeniden satış fiyatını belirleyerek ciddi bir ihlale yol açtığı Rekabet Kurulu’nun 29.02.2024 tarihindeki müzakeresinde karar kılınmıştır.

Sayılan nedenler sonucunda 4. maddenin ihlaline karar verilmesi ile hakkında soruşturma yürütülen bal üreticisi hakkında Rekabet Kurumu, para cezasına hükmetmiştir. Teşebbüse 2.477.859,92 TL idari para cezası verilmiştir.

Tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.