1 Nisan 2024 Tarihli E-Bülten Güncel Yargı Kararları
- ANAYASA MAHKEMESİ’NİN 5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR ve GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU’NUN 17. MADDESİNE İLİŞKİN İNCELEME
- ANAYASA MAHKEMESİ’NİN İŞÇİNİN SOSYAL MEDYA HESABINDAN YAPTIĞI PAYLAŞIMLAR NETİCESİNDE İŞ AKDİ FESHİNE İLİŞKİN BİREYSEL BAŞVURU KARARI
- ALLİANZ SİGORTA A.Ş. HAKKINDA KVKK İHLAL BİLDİRİMİ
- META PLATFORMS’A REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNUN 6. MADDESİNİ İHLAL GEREKÇESİYLE TEDBİR KARARI
ANAYASA MAHKEMESİ’NİN 5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR ve GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU’NUN 17. MADDESİNE İLİŞKİN İNCELEME
510 sayılı Kanun’un ikinci kısmının üçüncü bölümünde hizmet akdiyle veya kendi ad ve hesabına bağımsız çalışan sigortalıların tabi olduğu kısa vadeli sigorta hükümlerine yer verilmiştir. Kısa vadeli sigortaya tabi riskler olarak iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hâlleri kabul edilmiştir.
Anılan Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasında sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar hastalık hâli olarak, ikinci fıkrasında sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan eşinin, kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alan kadının ya da gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan eşinin gebeliğinin başladığı tarihten itibaren doğumdan sonraki ilk sekiz haftalık, çoğul gebelik hâlinde ise ilk on haftalık süreye kadar olan gebelik ve analık hâliyle ilgili rahatsızlık ve engellilik hâlleri analık hâli olarak tanımlanmıştır.
Kanun’un 16. maddesinde iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklara yer verilmiş olup geçici iş göremezlik ödeneği de bunlar arasında sayılmıştır. Geçici iş göremezlik, sigortalının iş kazası geçirmesi, meslek hastalığına tutulması veya hastalık ya da analık hâllerinde Kurum tarafından yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresince geçici olarak çalışmama hâlidir. Geçici iş göremezlik ödeneği ise iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hâllerinde Kanun’da belirtilen geçici iş göremezlik sürelerinde verilen ödenektir. Geçici iş göremezlik hâllerinde sigortalı geçici olarak çalışamadığı için aylık ya da haftalık kazancında eksilme olmakta ve gelir kaybı yaşamaktadır. Bu gelir kaybının telafisi geçici iş göremezlik ödeneğiyle sağlanmaktadır.
7. maddede ödenek ve gelirlere esas tutulacak günlük kazanca ilişkin düzenleme yapılmıştır. Anılan maddenin dava konusu birinci fıkrasında iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hâllerinde verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazancın; iş kazasının olduğu, meslek hastalığında ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki on iki aydaki son üç ay içinde; analık ve hastalık hâlinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki on iki aydaki 80. maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanacağı, ancak iş göremezliğin başladığı tarihten önceki son bir yıl içerisinde 180 günden az kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olanlara hastalık ve analık hâlinde ödeneğe esas tutulacak günlük kazancın, iş göremezliğin başladığı tarihteki günlük prime esas kazanç alt sınırının iki katını geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla hastalık ve analık hâllerinde günlük kazanç hesabının diğer hâllerdeki hesaptan farklı bir yöntemle yapılacağı öngörülmüştür. Bu farklı hesaplama yöntemine göre hastalık ve analık risklerinin gerçekleşmesi durumunda sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneğinin miktarı diğer risklere maruz kalanlara ödenenlere göre daha az olacaktır. Söz konusu maddenin 3. fıkrasının (b) bendinde ise 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi gereği sigortalı sayılanların ödenek veya gelire esas günlük kazançlarının hesabında idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yapılan ücret, ikramiye, zam, tazminat ve bu mahiyetteki ödemelerden, ödenek ve gelirin hesabına esas alınan üç aylık dönemden önceki aylara ilişkin olanların dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmış iken 7316 sayılı Kanun’la anılan bentte yer alan “…üç aylık…” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. Söz konusu ibarenin madde metninden çıkarılması dava konusu kuralı oluşturmaktadır. Bu itibarla kural öncesinde ödenek veya gelire esas günlük kazançlarının hesabında idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yapılan ücret, ikramiye, zam, tazminat ve bu mahiyetteki ödemelerden, ödenek ve gelirin hesabına esas alınan üç aylık dönemden önceki aylara ilişkin olanların dikkate alınmaması söz konusu iken kural sonrasında ödenek ve gelirin hesabına esas alınan dönemden önceki aylara ilişkin olanlar göz önünde bulundurulmayacaktır.
Anayasa’nın 60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” şeklinde devletin tüm çalışanlarına ayırt etmeksizin sosyal güvenliklerini sağlaması gerektiği düzenlenmiştir. Ancak dava konusu kurallarla analık ve hastalık hâllerinde ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği miktarının azaltılmasının öngörülmesi suretiyle bu risklere maruz kalanların sosyal güvenlik hakkına yönelik sınırlama yapılmıştır.
Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Dikkat edilmesi gereken husus, Anayasa’da öngörülen sınırlamanın sebebine uygun ve ölçülü olması gerektiğidir.
Kurallarla analık ve hastalık hâllerinde ödenek biçiminde elde edilebilecek ortalama günlük kazanç miktarları azaltılmıştır. Kurallara aykırı davranarak sistemi suistimal edenlerin yanı sıra kurallara uygun davranan ve analık veya hastalık riskine maruz kalan sigortalılar da bu azalıştan olumsuz etkileneceklerdir. Kurallarda bu sigortalıları sistemi suistimal edenlerden ayırmaya yönelik güvencelere yer verilmemiştir. Dolayısıyla kuralların getirdiği sınırlamanın açıklanan sonuçları itibarıyla kurallara uygun davranan ve analık veya hastalık riskine maruz kalan sigortalılara aşırı külfet yüklediği, bu nedenle orantılı olduğunun da söylenemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan sebepler neticesinde Anayasa’nın 13. ve 60. Maddelerine aykırılık görülmüş olup, ilgili kanun maddesindeki “… hastalık ve analık…” ve “ …analık ve hastalık halinde iş göremezliği başladığı tarihten önceki on iki aydaki…” ibareleri oy birliği ile kaldırılmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar neticesinde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndaki eşitlik ilkesine aykırı olan ibareler çıkarılmıştır. Eşitlik ilkesi, Anayasa’da düzenlenen maddeler ile ortaya konulmuştur. Sosyal güvenlik hakkına her bireyin eşit miktarda sahip olması gerekmektedir.
ANAYASA MAHKEMESİ’NİN İŞÇİNİN SOSYAL MEDYA HESABINDAN YAPTIĞI PAYLAŞIMLAR NETİCESİNDE İŞ AKDİ FESHİNE İLİŞKİN BİREYSEL BAŞVURU KARARI
2019/20965 başvuru sayılı 13.12.2023 karar tarihli bireysel başvuru, 27.03.2024’te 32502 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Başvuru, temizlik firmasında işçi olarak çalışan başvurucunun sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımından dolayı iş akdinin feshedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvurucu hastanede taşeron firma olan özel bir temizlik şirketinde temizlik görevlisi olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi ile iş akdi feshedilene kadar çalışmıştır. Başvurucunun iş akdinin feshine konu olan paylaşımı “Millet nerede askeri araç görse saldırıyor. Ulan kör cahil, askeri darbe olsa senin gücün yeter mi o tankları durdurmaya, hepsi senaryo. Saldırdığın kişi senin askerin salak herif. Bu ülkeden nefret geldi ya ağlasam mı gülsem mi şaşırdım. Nasıl bir cahillik bu?” şeklindedir. İşveren şirket, bahse konu paylaşımının Cumhurbaşkanı’na hakaret niteliğinde olduğu gerekçesiyle başvurucunun iş akdini haklı neden feshetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, fesih işleminin haksız ve geçersiz olduğunu belirterek işveren aleyhine işe iade talebiyle tespit davası açmıştır.
Davanın görüldüğü Bakırköy 25. İş Mahkemesi davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında, paylaşımın işverenin güvenini sarstığı ve bu haliyle işverenden iş ilişkisinin sürdürmesinin beklenemeyeceği değerlendirmesinde bulundurmuş, feshin haklı nedene dayandığına kanaat getirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi ( BAM) davacının fesihten önce savunmasının alınmaması nedeniyle istinaf talebi kabulüne karar vermiştir. Mahkeme kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne ve feshin geçersizliği ile başvurucunun işe iadesine karar vermiştir.
Bunun üzerine karar temyiz edilmiştir. Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını kaldırmış ve davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay kararında; darbe girişimini destekler nitelikte olduğunu ve bunun haklı nedenle fesih sebebi olabileceğini belirtmiştir.
Başvurucu tüm bu süreç sonucunda 07.06.2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurcu özel hayatında yapmış olduğu hakaret veya aşağılama içermeyen paylaşımın iş hayatını ne şekilde etkilediğini açıklanmadığını ileri sürerek iş akdinin fesih edilmesinin ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunmuştur. Başvuru ifade özgürlüğü kapsamında incelenmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. Maddesinde süresi belirli olsun ya da olmasın iş sözleşmelerinin işveren tarafından haklı nedenle fesih sebepleri maddede sayılmıştır. İşveren tarafından iş sözleşmesinin sona erdirilebilmesi için “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerlerinin” neler olduğunun işveren tarafından gösterilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenler ışığında, Anayasa mahkemesi, başvurucunun paylaşımını terörizmi, terörü ve şiddeti meşrulaştırdığı, övdüğü veya bunlara teşvik etme kapsamında görmüş ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmemiştir. Sonuç olarak somut olayda ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamanın anılan hakkı anlamsız kılacak nitelikte olmadığı, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İfade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
Her ne kadar sosyal medya paylaşımları ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilse de bu özgürlük bir sınırlamaya tabi tutulmuştur. Nitekim terör örgütleri, görüşlerinin toplum içinde yayılmasını ve fikirlerinin kökleşmesini hedefleyerek bu amacın gerçekleşmesine yönelik her türlü vasıtaya başvurulabilmektedir. Bu şekilde terör örgütü destekleyici paylaşımlar ifade özgürlüğü altında paylaşılamamaktadır. İşveren işçi arasında güven kıracak neticede bir paylaşım olarak görülmesi de haklı sebeple fesih sonucunu ortaya çıkarmıştır.
ALLİANZ SİGORTA A.Ş. HAKKINDA KVKK İHLAL BİLDİRİMİ
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun’unun 12. madde 5.fıkrası “İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, veri sorumlusu bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirir. Kurul, gerekmesi hâlinde bu durumu, kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebilir.”
Veri sorumlusu sıfatını haiz Allianz Sigorta A.Ş. tarafından Kurula iletilen veri ihlal bildiriminde özetle;
-Veri sorumlusuna ait bazı bilgilerin siber saldırgan/saldırganlar tarafından internette satışa sunulduğunun Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) tarafından bildirilmesiyle ihlalin 21.03.2024 tarihinde tespit edildiği,
-Yapılan incelemeler neticesinde, veri sorumlusu acentelerinin, talep ve şikâyetlerini veri sorumlusuna ilettiği “Hizmet Masası” isimli platforma siber saldırgan/saldırganlarca yetkisiz erişim sağlandığının tespit edildiği,
-İhlalden etkilenen kişisel verilerin tam olarak belirlenemediği ancak kimlik, görsel ve işitsel kayıtlar, iletişim ve finans (kredi kartı bilgisi dahil) verileri ile özel nitelikli kişisel verilerden felsefi inanç, din, mezhep ve diğer inançlar, sağlık bilgileri ve dernek üyeliği verilerinin ihlalden etkilenmiş olabileceği,
-Veri ihlalinden etkilenen kişi ve kayıt sayısının tam olarak tespit edilemediği,
-İhlalden etkilenen ilgili kişi gruplarının çalışanlar, iş ortakları, müşteriler ve potansiyel müşteriler olduğu,
bilgilerine yer verilmiştir.
Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, ilgili kişilerin, e-posta ve çağrı merkezi aracılığıyla kişisel veri ihlali hakkında bilgi alabilecekleri bildirimde yer almaktadır.
18/505 SERMAYE PİYASASI KURULU’NUN i-SPK 128.22 SAYILI İLKE KARARI
Sermaye piyasaları yoluyla ülkemiz ekonomisindeki cari açığın azaltılmasına katkı sağlamak, bu suretle ülkemiz büyümesini cari fazla yaratarak sürdürülebilir kılmak ve ayrıca yeşil ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlamak amacıyla sektörel bazda farklı düzenlemeler yapılması gerekli görülmüştür.
Buna göre halka arz başvurularında;
- Yenilenebilir enerji sektöründe faaliyet gösteren ve Kurul düzenlemelerine uygun olarak hazırlanmış ve özel bağımsız denetimden geçmiş başvuru tarihinden önceki son iki yıla ait finansal tablolar itibarıyla hasılatının en az %75’ini yenilenebilir enerji üretimi satışlarından
-Petrokimya sektöründe Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu lisansı ile üretim yapan ve Kurul düzenlemelerine uygun olarak hazırlanmış ve özel bağımsız denetimden geçmiş başvuru tarihinden önceki son iki yıla ait finansal tablolar itibarıyla hasılatının en az %75’ini petrokimya üretimi satışlarından,
-Savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren veya söz konusu sektöre bilgi ve iletişim teknolojileri ve yazılım alanında hizmet veren, Kurul düzenlemelerine uygun olarak hazırlanmış ve özel bağımsız denetimden geçmiş başvuru tarihinden önceki son iki yıla ait finansal tablolar itibarıyla hasılatının en az %75’ini savunma sanayine yönelik üretim / hizmet satışlarından,
-Tarım sektöründe faaliyet gösteren ve Kurul düzenlemelerine uygun olarak hazırlanmış ve özel bağımsız denetimden geçmiş başvuru tarihinden önceki son iki yıla ait finansal tablolar itibarıyla hasılatının en az %75’ini tarımsal üretim sonucu elde edilen işlenmemiş ham ürün satışlarından,
-Yeşil ve dijital dönüşümü destekleyerek ileri teknolojiye dayalı yüksek katma değer üreten yenilikçi ve ölçeklenebilir bir iş modeline sahip olduğu bir kamu otoritesi tarafından belgelendirilen ve aşağıdaki şartlardan herhangi ikisine sahip olan,
Kurul düzenlemelerine uygun olarak hazırlanmış ve özel bağımsız denetimden geçmiş başvuru tarihinden önceki son iki yıla ait finansal tablolar itibarıyla hasılatının en az %75’ini ;
-Başvuru tarihi itibarıyla, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (Bakanlık) tarafından Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak belirlenen bölgelerin birinden kabul almak ve bu bölgedeki faaliyetlerine devam etmek,
-Başvuru tarihi itibarıyla, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile Bakanlık tarafından onaylı ve aktif Ar-ge Merkezi’ne sahip olmak,
-Son beş yıl içerisinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verilmiş geçerlilik süresi devam eden patent belgesine sahip olmak,
-Son beş yıl içerisinde T.C. Küçük ve Ortak Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Ar-ge, Ür-ge ve İnovasyon Desteği kapsamında destek almak,
-Son beş yıl içerisinde başlamış veya tamamlanmış kamu destekli Ar-ge projesine sahip olmak.
faaliyetlerden elde eden ortaklıklar için tutarlar aşağıda belirtilen şekilde uygulanmaktadır.
TL 2022 Yılı İçin 2023 Yılı İçin
Net Satış Hasılatı 180.000.000 270.000.000
Aktif Toplamı 300.000.000 450.000.000
META PLATFORMS’A REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNUN 6. MADDESİNİ İHLAL GEREKÇESİYLE TEDBİR KARARI
META Platforms Inc. en büyük beş teknoloji şirketlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Hâlihazırda reklamsız ve ücretsiz bir şekilde kullanıcılara hizmet sunmakta olan WhatsApp’ın, 2014 yılında Facebook Inc. tarafından devralındığı, 2004 yılında ABD’de kurulmuş olan Facebook Inc.in dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden biri olup bünyesinde WhatsApp’ın yanı sıra Instagram, Facebook Messenger gibi platformları barındırdığı bilinmektedir.
Rekabet Kurulu 2021 yılında META Platforms Inc. hakkkında Facebook, Instagram ve Whatsapp hizmetlerinden toplanan verileriler ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen hakim durumu kötüye kullanmak şüphesi üzerine soruşturmaya başlamıştır.
Söz konusu bilgilendirme metnine göre, kullanıcıların WhatsApp’ı kullanmaya devam edebilmeleri için kişisel WhatsApp verilerinin Facebook Inc. şirketleri ile paylaşılmasına onay vermeleri gerektiği, aksi halde 08.02.2021 tarihinden itibaren WhatsApp’ı kullanamayacakları, Facebook Inc.’in bu güncelleme ile, WhatsApp kullanıcılarına kişisel verilerini Facebook Inc. şirketlerinin kullanımına açmayı dikte ettiği, WhatsApp kullanıcılarına hizmeti kullanmaları için şart olarak getirilen veri paylaşma zorunluluğunun ve ilgili teşebbüslerce sunulan ürün ve hizmetler kapsamında Türkiye’de elde edilen verinin, bu teşebbüslerce sunulan diğer ürün ve hizmetler kapsamında kullanıldığının tespiti yapılmıştır.
WhatsApp’ın gizlilik politikasına ilişkin son güncellemesinde, WhatsApp kullanımına devam edilebilmesinin şartı olarak kullanıcıların WhatsApp verilerinin Facebook verileri ile birleştirilmesini zorunlu tutacağını açıkladığı açıklanarak kullanıcılara başka seçenek bırakmadığı inceleme sonucunda alınan verilerde ortaya çıkmıştır.
Aynı zamanda soruşturma yapılırken META Platforms Inc. bünyesindeki iki uygulama arasındaki veri birleştirme politikalarına bakıldığında aşağıda yer alan verilerin Instagram’dan Threads’e aktarılabileceğinden bahsedilmektedir;
-Instagram giriş bilgileri
-Instagram hesap numarası
-Instagram adı ve kullanıcı adı
-Profil resmi, biyografi ve bağlantılar gibi Instagram profil bilgileri
-Takipçiler
-Takip edilen hesaplar
-Yaş bilgisi
Verilen bilgilerin Threads’i ve META ürünlerini sağlamak, kişiselleştirmek ve iyileştirmek amacıyla kullanıcı rızası olmadan kullanıldığı görülmüştür.
Yine söz konusu platformda yer alan bir diğer uygulama olan Facebook’un reklam verenlerin reklam mesajlarını, satışlarını ve kârlarını artırmak adına potansiyel müşterilere belirli bir izleyici tepkisi oluşmasını sağlamak niyetiyle sundukları, yatırım getirilerini en üst düzeye çıkarmak için kanallar arasında çoklu kullanım yaptıkları, kanallar arasında geçiş yapmaya yardımcı olacak birçok hizmet ve işletme bulunduğu, gerçek zamanlı gösterge tabloları ve kanallar arası ilişkilendirme teknolojileri gibi reklam veren araçlarının yaygın olarak bulunmasının reklam verenlerin reklam bütçelerini anında en yüksek yatırım getirisini sunan kampanyaya kaydırmalarına olanak tanıdığı soruşturma sonucunda ortaya çıkmıştır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6.maddesine göre “ Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır.”
Hakim Durum Kılavuzu 7. Paragrafına göre, bir davranışın ihlal teşkil edebilmesi için; incelenen teşebbüsün ilgili pazarda hakim durumda olması ve aynı zamanda davranışın kötüye kullanma niteliği taşıması şarttır. Yine aynı kılavuza göre kötüye kullanma, hakim durumdaki bir teşebbüsün sahip olduğu Pazar gücünün avantajından faydalanarak doğrudan ya da dolaylı olarak tüketici refahını azaltması muhtemel davranışlarda bulunmasıdır. Kurul teşebbüsün hakim durumda olmadığı kanaatinde ise diğer faktörleri incelememeyi seçebilmektedir.
Soruşturma kapsamında yapılan incelemeler sonucunda META Platforms Inc.’ın ilgili tüketim piyasasında hakim durumda olduğu tespit edilmiş ve durumunu gerçekleştirdiği davranışlar ile kötüye kullandığı görülmüştür.
Mevcut bulgular çerçevsinde; META’nın, Instagram hesaplarına dayalı Threads profili oluşturan kullanıcıların verilerini, kullanıcılara onay seçeneği sunmaksızın birleştirerek rakiplerinin faaliyetleri zorlaştırdığı, Whatsapp ve Facebook uygulamalarıyla da hakim durumu kötüye kullandığına hükmedilmiş, telafisi güç zararlara yol açacağı değerlendirilmiştir ve geçici tedbir kararı verilmiştir.
Rekabet Kurulu inceleme sonucunda 12 Aralık 2023 tarihinden başlamak üzere META’ya, söz konusu yükümlülükleri yerine getirene kadar her gün için 2022 yılı gayri safi gelirleri üzerinden 4.796.152,96 TL idari para cezasına hükmedilmiştir.
Karar linki; https://www.rekabet.gov.tr/Karar?kararId=f0b80fbd-0054-4231-ba8a-5137a5eae326